| Fofao Röportajı ( FB GAZETESİ ) |
| Cuma, 10 Aralık 2010 20:08 |
![]() Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız, Dünya’nın en iyi pasörleri arasında gösterilen ve "Fofao" ismiyle anılan Hélia Rogério de Souza Pinto’yu transfer ederek kadrosunu daha da güçlendirdiği anda bu seneki çıkışımızın bir çıkış değil bir sıçrama olacağını düşündük.
Her kulvarda şampiyonluğu hedefleyen bir takımda olmanın verdiği baskının kendisine mutluluk verdiğini dile getiren Brezilyalı oyuncumuz takımın kalbi bu yönde atarsa engel tanımayacaklarını dile getirdi. Oyuncumuz, sezon öncesi önemli saptamalar yaparken diğer yandan telaffuzunda zorlanılan takma isminin kendisine benzetilen bir çizgi film kahramanından geldiğini belirtti.
- Dünya’nın en iyi pasörü olarak anılıyorsun. Bu önemli bir kariyerin, önemli bir yetenekle bir araya gelmesi ile mümkün oluyor. Bu söylemi nasıl değerlendiriyorsun?
Benim için bu yorumları duymak mutluluk verici. Herkes kariyerine başladığında başarılı olmak ve tanınmak ister. İnsanların böyle yorum yapması beni mutlu ettiği gibi bana ayrıca bir sorumluluk da yüklüyor. Bu sorumlulukla daha çok çalışıyorum ve daha fazla başarılı olmak istiyorum.
- Dünya’nın en iyi voleybol liglerinden biri olan İtalya’da da oynadın. İtalyan voleybolunun dünyadaki yeri göz önüne alınacak olursa Türkiye’yi ve Fenerbahçe Acıbadem’in son yıllarda yaşadığı yükselişi nasıl değerlendiriyorsun?
Türkiye’de voleybol özellikle de Fenerbahçe Acıbadem’in de yakaladığı çıkışla gelişiyor ve her geçen gün daha da iyi bir noktaya geliyor. Tanınmış voleybolcular Türkiye’ye gelmeye ve insanlar daha fazla voleybola ilgi duymaya başladılar. Bununla birlikte yatırımlar da arttı. Yatırımların artışıyla birlikte şu anda başarı da geliyor. Bence bu başarı böyle devam ettiği sürece özellikle de Fenerbahçe Acıbadem adına çok da iyi yerlere geleceğini düşünüyorum.
- Fenerbahçe Acıbadem’i takip etme şansın oldu mu? Geçtiğimiz yıldan daha farklı bir oyuncu ve sistem takımı bekliyor… Bu kadar deneyimli bir oyuncu olarak bu konuda neler düşünüyorsun?
Fenerbahçe’nin maçlarını izlemiyordum ama sonuçlarını takip ediyordum. Çünkü Brezilya’da voleybolu takip eden herkesin Fenerbahçe Acıbadem’in ne kadar çıkışa geçen ve hedefleri olan bir takım olduğu yorumları tabii ki vardı. Ben de bu nedenle sonuçları takip ediyordum. Bu çıkışın ve benim takip etmemi sağlamaları bir anlamda Fenerbahçe Acıbadem’e gelmemde büyük rol oynadı. Çünkü Fenerbahçe Acıbadem her yıl başarılarını bir adım öteye taşımaya çalışan bir takım. Ben de bu yüzden buraya geldim.
- Ze Roberto aynı zamanda Brezilya Milli Takımı’nın da antrenörlüğünü yapıyor. Ayrıca Türk Milli Takımımız da Dünya Şampiyonası’na katılacak. Dünya Şampiyonası hakkında ne düşünüyorsun?
Elbette ben bu Dünya Kupası’nda Brezilya’yı yani kendi ülkemi tutuyorum. Ancak Türkiye’nin de başarılı olmasını istiyorum. Çünkü burada yaşıyorum ve kendimi buraya ait hissetmeye başlıyorum. Bu nedenle favorimi Brezilya olarak gösteriyorum ama iki takım da başarılı olsa güzel olur.
- Ze Roberto’nun takıma nasıl bir ruh getireceğine inanıyorsun?
Ze Roberto kalitesi tartışılmayan bir hoca. Elde ettiği başarılarla, Dünya voleyboluna yaptığı katkılarla bizim takımımıza da çok şey vereceğine ve başarılarımızın en önemli tekel kaynağı olacağına inanıyorum. Özellikle teknik ve taktik açıdan hocamızın bizim başarımızda çok çok büyük pay sahibi olacağını söyleyebiliriz.
- Kritik karşılaşmalar bizi bekliyor. Şampiyonlar Ligi’nde hedef şampiyonluk. Pasörler için yaşlarını aldıkça "yıllanmış şarap" ifadesi kullanılmaya başlanır. Yıllar içinde kazandıkları tecrübeler onların tekniğine daha çok etki eder. Kendi performansını bu açıdan bu sezon için nasıl değerlendiriyor?
Bence bu beni etkilemeyecek. Kariyerim boyunca bu tür hedeflerle boğuştum. Aynı zamanda bu tür hedefleri olan katıldığı her kulvarda şampiyonluğu hedefleyen bir takımda olmak baskının yanında aynı zamanda büyük de bir mutluluk ve gurur getiriyor. Ben bu gururu yaşamakla birlikte her gün takım arkadaşlarımla birlikte çalışıyorum. Bu yolda da herkes aynı mantalite ve hedefe sahip olursa ben inanıyorum ki bu sene katıldığımız bütün turnuvalarda şampiyonluğu elde edeceğiz.
- İstanbul’u gezme şansın oldu mu? Önümüzdeki bir yılı bu kentte geçireceksin. Buraya alışmak için ya da yeni bir şehre alışmak için neler yaparsın?
Bugüne kadar sadece bir kez İstanbul’u gezme şansım oldu. Ama İstanbul’un çok fazla güzel yeri olduğunu biliyorum. Zamanla bu yerleri görmek için elimden geleni yapacağım. Ama dediğim gibi geldiğimden beri sadece bir kez gezme amaçlı dışarı çıkma şansım oldu.
- Fenerbahçe taraftarı özellikle son yıllarda bayan voleyboluna büyük bir destek veriyor. Şampiyonlar Ligi dörtlü finalinde Cannes’a bile büyük bir taraftar grubumuz geldi. Sen Fenerbahçe taraftarı hakkında ne biliyorsun ve ne düşünüyorsun?
Özellikle taraftarlarla aramızdaki ilişkinin başarıya giden yolda çok önemli olduğunu düşünüyorum. Onların bizlere her zaman destek verdiklerini, deplasmanlara geldiklerini biliyorum. Ama buna layık olmak da çok önemli. Bizim bu desteğe layık olmak için çok çalışmamız gerekiyor ki bu iletişim düzgün bir şekilde sağlansın ve başarılı olalım.
- Voleybolu profesyonel kariyerin olarak ne zaman belirledin? Seni profesyonel bir oyuncu yapan olaylar nasıl gelişti?
Ben aslında çok küçük yaşta voleybol oynamaya başladım. O kadar ki voleybolu bir meslek olarak seçeceğimi ve bunun profesyonel kariyerim olacağını 11 yaşımda biliyordum. Bu hedef doğrultusunda da çalışmalarımı sürdürdüm.
- Fofao lakabını nasıl aldığın sorusu da oldukça merak edilen bir konu… Bunun hikayesini bir de senden dinleyebilir miyiz?
Ufak yaşlarımdan bu yana bu lakaba sahibim. Çünkü yanakları şişkin ve yumuşak olan insanlara bizde fofao derler. Bu aynı zamanda Brezilya’da çok ünlü bir çizgi film karakteri ve benim o karaktere benzediğim de söylenir. Bu nedenle herkes bana fofao diyor.
- Kıtalar arası Katar Kulüpler Dünya Şampiyonası’na davet edildik. Aralık ayında yapılacak bu organizasyon 18 yılın ardından ilk kez hayata geçirilecek. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Çok seçkin bir turnuva olacak. Bu kadar seçkin bir turnuva olacağı için bizim içinde artı bir motivasyon kaynağı olacak. Çünkü Dünya’da her zaman olacak bir şey değil. Seçkin kulüplerin katılacağı bir organizasyon ve ben de bu seçkin kulüplerden birinde görev yapmanın gururunu yaşıyorum. Bu turnuvayı da kazanmak için elimizden geleni yapacağız.
* Röportajımızda çevirmenlik yapan Samet Güzel’e teşekkür ederiz.
Röportaj: Elena Demiryürek
Fotoğraflar: Ahmet Hopyar
|














